Sevgilim.
Ruhumuzda pişen karanlıktı, aydınlıkta kavrulan bedenler gibiydik bizler, ki hep öyle olmamış mıydık zaten. Ne yaptığımı bilemeden savrulurken kayalıklara, her zaman yanımda olacağını söyleyip de uzaktan bakan sen değil miydin? Nasıl inanabilirdim ki bundan sonra, nasıl gerçekten hep yanımda olacağına inanabilirdim, hep yanımda olsan da. Asla olmadığımız şeyler gibi davranmaya çalışmak yormuyor mu? Yoksa ben farkına varmadan aslında olduk mu, o hiç olamadığımız şeyler olabilirdik mi? O şeyler gibi işte, şeyler... Bilirsin...
Sevgilim.
İçimde bir yerlerde seni tanıdığımdan beri biliyordum aslında, bir şekilde bırakmayacağını, bırakamayacağını. Ama herkes gibi; beni tanıyan, sana karşı çıkan herkes gibi mantığım da bir yerlerde sana hep hayır dedi. Doğru kişi olamazsın benim için, öyle dendi. Ne kadar zıttık oysa... Haklılardı, lanet olasılar haklılardı. Lanet olsun ki o kadar zıttız ki!
Sevgilim.
Seni sevebilecek bir şeyler neden bulabiliyorum bilmiyorum ama bulabiliyorum ve seni seviyorum. Hep yanımda olmayacağını biliyorum. Hep yanımda kimse olmadı, olamayacağını biliyorum. Ama neden bilmiyorum, ruhun ruhuma öyle bir umut pompalıyor ki. Elektrik dedikleri şey bu, sanırım. Elektriği alıyorum. Alabiliyorum. Cidden uyuşuyorsak, ölene kadar yanımda olabileceğini hissediyorum.
Sevgilim.
Ne istediğimi söyleyeyim mi? Ben kendimi düşünmeyi bıraktığımda bile beni düşünebilecek birini istiyorum. Bu saf sevgi. Sen, seni düşünmediğinde bile ben seni düşünebilmeliyim. Ben, beni düşünmediğimde bile sen beni düşünebilmelisin. Benim iyiliğimi, senin iyiliğini... Birbirimize zarar verecek şeyler... Hassas nokta burada...
Sevgilim.
Korkuyorum bizden...
Yorum (0) Kalıcı Bağlantı
Yorum (2) Kalıcı Bağlantı
Kulağımda çınlarken arkamdakilerin çığlıkları, gözlerim kör olmuştu karşımdaki sahte güneşin göz kamaştırıcı ışığıyla. Göremiyordum nasıldı bu güneş, büyülenmiştim sadece... Işık değilmiş beni kör eden, sırf karanlıkmış aslında.
Arkamdakiler haykırırken gerçekleri, gerçekliklerini sorgulamıştım hep; gerçek gelmemişlerdi bana pek. Kendi zifiriliğimden sonra az çok bazı şeylerin görüldüğü karşımdaki karanlık göz kamaştırıcı gelmişti bana. Güneş sanmıştım; karanlıkla dolu, benim içimde olandan aydınlık. Sahte bir güneş; içi yalan dolu - ben mi zorladım bilmem.
Meraktan ölen kediden bile daha meraklıydım ya ben - meraklıyım ya hala - daha sabırlı ve daha korkak. Tedbirli kendine göre; atamıyorum kendimi karanlığa bir anda. Daha çok nesnenin belirginleşeceği anı bekliyorum güvenebilmek ve korkmadan teslim edebilmek için... Karanlığa attığım her adımda yer sarsıldı, sarmaşıkları dolanıp da kollarıma, canımı yakınca zifiriliğimden bir parça koparıp attım önüne... Kırbaç gibi kullanmasına gerek yoktu sarmaşıkları. Sırtımda açtığı yaralardan kan sızıyor; kalemimin mürekkebi.
___
"Kızma, lütfen... Biliyorum, üzülmemi hiç istemezsin ve üzene de öyle kızarsın ki. Elinden bir kaza çıkarsa diye korkarım ben de. Bir bakışın yeter sonuçta. Beni üzmelerine izin verirsem bana da kızarsın tıpkı şimdi olduğu gibi. Çatarsın kaşlarını, dayanamaz en sertleri bile, titrer karşında herkes zangır zangır.
Özür dilerim, beni üzmelerine izin verdiğim için. Özür dilerim delici bakışlarından kaçıp sana düzgün bir cevap vermediğim için hiçbir zaman. İstemezdin değil mi sen de? Üzülmemi kırılmamı, bu yüzden sertleştirdin beni. Bana verdiğin bu hediye için teşekkür ederim. Sayende kalbimi kimse kıramadığı için teşekkür ederim. Her zaman bana bir koruma olduğun ve olacağın için teşekkür ederim. Kimse silmezse bile gözyaşlarımı, kendim silebilmem için bana her zaman güç verdiğin için teşekkür ederim...
Şimdi kızıyorsun çünkü kendimi koruyamadım karanlıktan. O zifiri olamamış ve olamayacak karanlığın canımı yakmasına izin verdiğim için, öfkelisin öyle çok. Kalbimin en koyu yerinde durup karanlığıma karanlık ekliyorsun... Kızma, lütfen... Kim ağlatabilir ki beni öyle yürekten? Kim incitebilir ki beni öyle derinden? Korkma, karanlığımız sayesinde kalbimin yerini bile bulamazlar onlar... Değemezler o elmasa hiç. Çatlatamazlar da bu yüzden. Üzülmem kalp sancısından değil anla işte. Ve kızma daha fazla.
Söz veriyorum sana, kimsenin beni üzmesine izin vermem. Sana söz, her zaman olması gerektiği gibi güçlü dururum. Söz veriyorum baba, canımı yakmaya çalışanları senin gibi korkutur, titretirim. Karanlığımızdan ufak bir parça bile ödlerini koparır onların... Artık kızma daha fazla, dindir öfkeni...
Yorum (2) Kalıcı Bağlantı